Kimse Yönetici Olmak İstemiyor: Apartmanda Sizi Neler Bekler?
Apartman veya site yaşamında en kritik görevlerden biri yöneticiliktir. Ancak özellikle küçük apartmanlarda sık karşılaşılan bir durum vardır: “Ben uğraşamam”, “Zamanım yok”, “Kimseye hesap veremem.” Peki gerçekten kimse yönetici olmak istemezse ne olur? Hukuken ve fiilen sizi nasıl bir tablo bekler?
1) Hukuki Boşluk Oluşur
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre ana taşınmazın yönetimi zorunludur. Yönetici seçilmemesi, apartmanın kendi haline bırakılması anlamına gelmez. Yönetici yoksa banka hesabı açılamaz, resmi yazışmalar yapılamaz, icra takibi başlatılamaz ve apartman adına sözleşme imzalanamaz. Bu durum hukuki belirsizlik ve sorumluluk karmaşası yaratır.
2) Aidat Düzeni Bozulur
Yönetici olmadığında en hızlı bozulan sistem aidat takibidir. Kim ne kadar ödeyecek, gecikenlere nasıl işlem yapılacak, toplanan paranın kaydı nasıl tutulacak gibi sorular cevapsız kalır. Elden ve kayıt dışı toplanan paralar ileride ciddi anlaşmazlıklara neden olabilir.
3) Acil Durumlarda Kaos Yaşanır
Asansör arızası, çatı akması, ortak alan elektrik borcu gibi durumlarda hızlı karar alınması gerekir. Yönetici olmadığında servis çağırma, ödeme yapma ve takip süreçleri gecikir. Bu da hem maddi kayıp hem de komşuluk ilişkilerinde gerilim oluşturur.
4) Mahkeme Müdahalesi Gündeme Gelebilir
Yönetim boşluğu apartmana zarar veriyorsa maliklerden biri sulh hukuk mahkemesine başvurarak yönetici atanmasını talep edebilir. Mahkeme dışarıdan bir yönetici atayabilir ve ücretini tüm maliklere paylaştırabilir. Bu genellikle apartmanların en son isteyeceği senaryodur.
5) Komşuluk İlişkileri Zedelenir
Yönetim boşluğu sadece teknik değil sosyal bir sorundur. Küslükler başlar, küçük sorunlar büyür ve güven duygusu zedelenir. Oysa düzenli ve şeffaf bir yönetim birçok sorunu başlamadan çözer.
Sonuç
Kimse yönetici olmak istemediğinde aidat düzeni bozulur, hukuki risk doğar, acil durumlar gecikir ve mahkeme süreci gündeme gelebilir. Apartman yönetimi isteğe bağlı bir görev gibi görünse de aslında ortak yaşamın temel taşıdır. Sürecin düzenli, şeffaf ve sistemli yürütülmesi hem mali hem sosyal huzuru sağlar.